« Üç şey yazdım sonra …..
Özgür’ü tanıyor musunuz? »


Ayn… Şın… Kaf…

kubra-sonmezisik

Haftasonu eski işyerimdeki arkadaşımın nikahına gittim. Bir kez daha tecrübe ettim ki nikahlara ha yetiştim ha geç kalacağım korkusu ömrümün yarısını götürüyor. Evet evet kesinlikle öyle.

Bir Allah dostu der ki ‘hayırlı eş Allah’ın kuluna özel bir ikramıdır, hayırsız eş ise dünyanın en ağır imtihanıdır’.  Bu minval de hepimizin arzusudur birinci kısım ile hemhal olmak.

Asri zamanda artık unutulmuş,yaşanmayan bir aşk tutulması onların ki. “Anne, babamla nasıl tanıştınız” sorusunun dolu dolu cevabı yani onlar. Yıllar önce Malezya İslam üniversitesinde öğrenci iken başlıyor film. Okurken ailelerin iznini içeren evrakları konsolosluktan alıp, işlemleri hallederken kavga edip vazgeçiyorlar. Türkiye dönüş sonrası tekrar başlıyorlar. Ama bu sefer yuva kurmak için o cesaret kolay gelmiyor, şartların olgunlaşması derken yıl yıl üstüne biniyor.

Hatta arkadaşıma en son “bence ısrarcı olma, Allah nasip etmiyorsa ya kerim deyip yoluna devam edeceksin” dediğimi bile hatırlıyorum. İçten içe durumuna üzülüp, olmayacağını en hızlı şekilde anlaması, enkazı kolay kaldırması için dua ettiğimi bilirim.

Nikaha davet mesajı gelince şaşkınlıkla birlikte adayı merak ediyordum doğrusu, salona girdiklerinde ise “ey aşk nelere kadirsin” cümlesi döküldü dilimden. Enişte bey Filistinli. Türkçeyi bilmiyor, gelin hanım memurun sorularını tercüme ederek devam etti merasim. Ama “Evet” demeyi öğrenmiş : ) Tarihin en gür damat “evet”i idi yani.

Allah neseplerini hayırlı kılsın inşallah.Allah iki cihan eşliliği nasip etsin onlara ve  O’nun rızasındaki herkese.

Ayrıca birşey daha var; hayatınızın güzel anlarından birinde fotoğraf çekinirken, o belediye başkanın adının veya resminin olması gerçekten iğrenç birşey fikrimce. Koltuktaki amcalar tez zamanda bunu anlamalı, algılamalı bence. Birde Ebru Gündeş, Hadise’nin fonda ne işi var ya ?

Hatta en son ben salondan çıkarken enstrumantel hali ile “yanlız kullar” (halk arasında bilinen adıyla “yedi kocalı hürmüz” ) vardı bilemiyorum yani kurumsal bir baskı gibi geldi bu bana :)  Zekai Tunca’nın “gülü susuz seni aşksız bırakmam” daha önce hiç dinlemediklerine adım gibi eminim.

Comments are closed.