İnsanın dinlenmeyi planladığı anlarda, normalinden de fazla yorulması kadar acı verici bir şey yok. Son zamanlarda moda olan (!) , çok şişmanlayıpta askerlikten muaf olma şerefsizliğine inat, ayyıldızın gözlerinden öpmenize diyeceğim yok. Minnetimiz de duamız da baki . Ammavelakin herşey yerli yerinde, bünye de dinlenecekken yaptığınız kesintisiz ve çok uzun süreli gürültünüz ile yerle yeksan oldum kardeşler. Ha bitti ha bitecek derken olanlar oldu, beynimde davul zurna ile başlayıp, bilumum iğrenç yeni nesil pop müziklerinden oluşan bir audio player bıraktınız. Gençliğimin en sevilen çizgi film kahramanının haykırışı ile noktalıyorum.Neden beeeen, neden her zaman beeeeeeeeen !
Posted in beni kategorize etme || Comments Off
Gayri ihtiyari bir sebeble bilmediğim bir semtin parkındaki bankta oturuyorum.Vaktin geçmeyeceğini bilmek de en az orada oturmak kadar bezdirici.
Ne filikırcıyım hoş bir kare yakalayacağım, ne de akşam ana haber bülteni için “sokağın nabzı”ndan haber vermek zorunluluğum var. Ama yinede bir sosyoloji tezine konu olacak ortamda bulunmak beni farklı boyutlara taşıyor. Bir yanda çalışkan belediyenin(!) koyduğu spor aletlerinde zayıflamak adına kan ter içinde kalan teyzeler, bir tarafda haftanın orta gününde piknik sepetiyle muhattap olacak kadar boş anı olan insanlar. Az ötede de oyun gruplarını kuran erkek çocukları.
Çok etik olmasada konakladığım sürede bir sürü konuşmaya kulak kabartıyorum. Otobüsde de, parkda da, yolda da değiştiremiyorum ki şu huyumu!
Sol tarafıma denk gelen bankda üç teyze sohbet ediyorlardı. Hepsi birbirinden dertli. Torununa bakan teyze umutlu bir cümle kuruyor yine de , “cahiller daha, anlarlar kıymet” diyordu. Bir diğeri aynı dertten muzdarip.
“Şimdiki gelinler” ve “ben genç gelinken” cümleleri ile geçmiş-gelecek analizleri ile şaşırtıyordu doğrusu teyzem. “Beni eşim İstanbul’a getirdiğinde onbeş yaşındaydım” diyor bir diğeri “bir kilimin üstünde aza kanat edip geçindik, çocukların tahtını da bahtını helalinden istedik, ama yetmiyormuş demek ki ” dedi. “Biz birlikte yaptık, eleleydik ağuyuda, tatlıyıda bölüştük, onlar hazırından istiyorlar” diyordu.
Uzun bir nefes almak gerekiyordu bu cümlenin peşine doğrusu.Onlar gitti, konuştukları bana “ama”lı cümleler kurdursa da evet bizler-sizler-onlar hazırından istiyorduk.Sosyoloji tezine yakışır ikinci sahne başında fesleri iki amcanın giden teyzelerin bankına gelip oturması ile devam etti.Bankta mı hayır, bende mi bilmiyorum ama ikimiz de çok dertlendik bu belli idi. “Köyden oğlum çağırdı, baba ramazanı burada geçirin kalmayın orada dedi de geldim, köyümde hayvancılık yaparım, bahçemde sebzelerim var, azıcık aşım var ama muhtaç etmeyen Rabbe itaatle, hamd olsun ” diyor “iki tane de gelinim var, ne onlar beni görür sene içinde ne de ben onları, Allah razı olsun yine de oğullarımla mutlular diyor ve ikinci derin nefes alma ihtiyacı vuku buluyor.
Hepsinin ortak noktası yaşlı ve elden ayakdan düşmüş olmaları, hepsinin ortak noktaları sefaletle çocuklarını büyütmeleri, hepsinin ortak noktaları şu onları beğenmeyen, hor gören gelinleri…
Yine “ama”lı cümlelerim vardı. Ta ki “çünkü Rabbin kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve anaya-babaya iyilik etmenizi buyurmuştur. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ererse, onlara öf bile deme, azarlama onları ve onlara güzel-iyi söz söyle” ayeti yüzüme çarpana kadar.
Posted in beni kategorize edebilirsin || Comments Off
Miratla şöyle bir gözgöze geldimde geçenlerde , yüzümde huzurlu bir tebessümü taşıdığımı fark ettim. Evet evet, elbette bunu hayıra yoruyorum.
“külle şeyhin, sıva’l-hıyanet’ü fi’l-hub yuhtenel”
*sen çok yaşa sezen abla.
Posted in beni kategorize etme || Comments Off

Geçen gün başka bir şehirde olan kuzenimle hasret durumlarından dolayı telefonda konuşuyorduk,vehatta ben çok özel bir şeyden bahsediyordum ki, “canım an itibari ile dinleniyoruz” dedi.Tamam anlıyoruz siz de buluttan nem kapar hale geldiniz abiler/amcalar,kafanız karıştı kimin eli kimin cebinde ama herkese de hergenekoncu muamelesi yapılmaz ki canım.Kendi halinde insanlarız.Biz sizi dinliyor muyuz he, dinliyormuyuz diye onların çokda tınlamayacakları bir serzenişte bulunayım bari.Sıradaki şarkımız da olayın diğer kahramanı kuzenime gelsin, çokca da selamlar ; )
Posted in beni kategorize edebilirsin || Comments Off

Tembelseniz ve bahane arıyorsanız sıcak ve bunaltıcı havalar bu konuda size hayli yardımcı olur.”Havalar nasıl olursa olsun sizin havanız yerinde olsun” cümle kalıbından eskiden nefret ettiğimiz gibi hala nefret etmekteyiz. Şey birde Allahım ayazın çocuklarıyız biz, acı sen bize.
* * *
Her ne kadar gerçek hayatta eski tadı bulamasakda ünsiyetin gözünü seveyim okuyoruz. Dosyalar hazırlanıyor, yazılar yazılıyor, röportajlar yapılıyor v.s. Yazılar taslak olarak aynı, benzer cümleleri farklı isimlerin köşesinde okuyoruz, bir nebze sonra sıkılmaya başlasak da dedim ya seviyorum cuma günleri rıhtımdan “bi gerçek hayat” demeyi. Son zamanlarda “teneffüs” bölümünü okurken ayrı bir keyif alıyorum itiraf etmek gerekirse. Mevlana İdris’in karesi ile başlayan güzellik anwar, tuba olgaç, h.k ve diğer arkadaşlarla devam ediyor.
***
“İyi ki Hakan Albayrak var” cümlesini bir kez daha kurmak farz oluyor bazen. Tahran’dan selam getirmiş. Ve aleyna aleykum selam…
***
Eylül ayı ile rutin hayatımıza dönmenin kederi içindeyim. Allahım lütfen bu dönem akıl yoksunları ile sınav eyleme bizi.Dua niyetine.
***
Nihat Genç “Veryansın” etmiş. Okurken kitabı bir reklam cümlesinden çalıntı ile “bu abi böyle küfür etmeyi nerden öğrendi” deyip durdum. Aşk Coğrafyasında Konuşmaları bana hediye alacak güzel arkadaşa da sonsuz sevgilerimle ; )
***
Bazen sizin de bilgisayarınızı camdan atasınız geliyor mu ? Son zamanlarda bu lahzanın bana vereceği keyfi düşünüp kendime telkinlerde bulunuyorum. Aynı duygunun hamili olduğum zamanlar sanırım en son Güven Önbilginle assembly serüveninde idi. Allahım çok oldum ama yine sabır diliyorum.
Posted in beni kategorize etme || Comments Off
Rivayet odur ki Yasmin abla on yaşından beri İbrahim Tatlıses dinlemektedir daha da fenası zatın show programına katılıp birlikte şarkı söyleme gafletinde bile bulunmuştur. Olsundur, yaşanan bu kısa süreli hayal kırıklığı bir “la alegria”ya dönüşebilir bünyemizde.
Hani sevsem konsere gitmeyi, hani gidip haz alabilsem o hengameden Esma Sultan Yalısından İstanbul’u şenlendirişini hiç kaçırmazdım.Çalın playerlar, dinleyip güzelleşelim.
Posted in beni kategorize etme || Comments Off
•cep telefonlarımızda kayıtlı olan , kafiye ve uyak olayına muazzam örnek, klişelikten hissiyata geçişimize izin vermeyen kandil mesajlarını “forward” etmek yerine, zatınızın cümleleri ile eşi dostu tebrik eyleyin,hatta mümkünse iki dakika da olsa arayıp hasbihal eyleyin,
•televizyon ve bilgisayarın fişini de çekmeyi bir zahmet unutmayalım,emin olun ki kayıtlı olduğumuz forumlar, facebooklar,sosyomatlar,sözlükler vesaireler bir gün ziyaretimizden yoksun olunca çok şey kaybetmezler,
•saatler boyu bilgisayarda oturupda uykumuzun gelmemesine rağmen iki rekat namazla bizi esnetip duran şeytana “E’ûzü billâhi mineş-şeytânirracîm” ile gardımızı koruyalım,
•zulüm gören,ahilik anlaşmasına uyamadığımız için zalimle savaşan ümmet kardeşlerimiz için ağlaya ağlaya beytullaha dönelim, umulur ki kabul eyler zat-ı zülcelal
•umulur ki bu berat “beri olanlardan” oluruz.
Posted in beni kategorize etme || Comments Off
“Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklersen, diğerleri de yanlış olur.”
öyle işte…
Posted in beni kategorize etme || Comments Off
Hüzün, onun sesini duyanlar için,içimizdeki insanlığın, içimizdeki kültürün, dilin, müziğin sesidir.Hüzün bizim kültürümüzün sesidir.Bundan dolayı öbür dillere çevrilirken anlamını yitiriyor.Melankoli değildir. Sıkıntı da. Çöküntüde. Hüzün de derin bir mana ve ve lezzet vardır.Hüzün hüsndür. Hüzün ince bir özlemdir. Öfke, hınç hiç değildir.Dünya hüzünsüz yaşanamaz bizim kültürümüzde. Gönlümüzün penceresinde görülen dünya bizi mahzun kılar.Çünkü dünya aslında “dünyayı ahzandır”.Hüzün cesaret ister, hüzünlenme cesareti,yaşantıları yeniden gözden geçirebilme cesaretidir. Bir iç çekiştir.Bir “ah”tır. Read the rest of this entry »
Posted in beni kategorize edebilirsin || Comments Off
Bu haberi öğrendiğim zaman attığım sevinç narasından bahsetmiyorum elbette.Şu garip edebiyat dünyasında hayli beğenerek okuyup sıkça takiplediğimiz Ali Ayçil beyefendi, Trt’de Pazar günleri saat 13:25′te “Şiirle Gelenler” isimli program yapıyormuş.Programın danışmanlığını ise Şeref Bilsel yapıyormuş.Duymayanlar içindi bu.
Posted in beni kategorize edebilirsin || Comments Off
Şöyle bir bakış atınca dünyaya, sahne olarak Sisifos Tepesinden başka birşey göremiyorum artık.Kimisi sisifosgillerden, kimisi zeuslardan.Tam zirveye yaklaşmış gibi olurken herkes,efsane yine aynı bitiyor.Kayalarımız ile gerisin geri yuvarlanmaktayız.
Posted in beni kategorize edebilirsin || Comments Off
Bir grup bilişim aşığı arkadaşla pazar günü kursa gitmenin aslında çokca akıllıca olmadığını bildiğimiz halde bu eylemi bir kez daha gerçekleştirmenin,dersi asmamanın tebriğini zatıma yapıp, kendimi şımartırken yaklaşık kırk beş dakikada bir kalkan otobüsü son anda yakalamaya çalışmak evet biliyorum şansımı zorlamaktı.Nefes nefese kalmıştım olsun yüzyirmiyedi dakikalık engebeli ve bol insan manzaralı bir kısa şehir turu başlıyacaktı ve bende dinlenecektim.Otobüsde yer bulup oturduktan iki durak sonra bir kız ile annesi koltuk arkadaşım oldu.İtiraf etmeliyim ki çok çocuk gördüm,sevdim,maşallah dedim.Ama Allah’ım cidden böylesi yoktu.”Muhteşem!” denilse mübalağa olmayacak iki tane yemyeşil göz ve kıvır kıvır siyah saçlar.Yüzüne o kadar çok bakıp dua ettim ki (dua Yaratan ile kul arasındadır,tahminler aşikardır) masum güzel “abla da algı sorunu var galiba, kaç dakikadır bakıyor,çocuğum işte” dergibi yüzüme baktı.Allahdan tedirginlikleri bir tofita şekerine yenik düşebiliyor.
Onlardan ayrıldıktan sonra dilime o güzelin hatırlattığı bir ezgi dolandı.O bıcırığı gören ya da görmeyen herkesle iddiaya girebilirim ki ilerde bu küçükhanımefendi için bu şarkıyı çok söyleyen olacak.Ve darbımesel tadında “eee söyleyene değil, söyletene bak”
Posted in beni kategorize edebilirsin || Comments Off

Posted in beni kategorize etme || Comments Off
Yaz mevsiminin göbeği sayılacak zaman diliminde kırmızı bir burna sahip olmak düşmana bile edilemeyecek bedduagillerden hani.
Nurofen ve Mentopin’i yaratan Rabbime şükür olsun yine de.
Posted in beni kategorize etme || Comments Off
diye başlayan bir cümle var ezberimde.
Geldim yine.
Daha başka cümlelerde var ezberimde.Evet hayat hep son sözü söylüyor ama benimde cümlelerim oluyor zaman zaman.
*Geceler, gündüzler boyu deli gibi kitap okumayı özledim.
*Cuma gecesini iple çekip Paşalı dinlemeyi özledim.
*Canımın sıkıldığı her an atlayıp numarasını bile bilmediğim bir otobüse farklı semtlerde kaybolmayı özledim.
*İnsanların ağzından çıkan her kelama hemen inandığım,diğer bir deyişle sazan olduğum, gözümün bu kadar açılmadığı saf günlerimi özledim.
*Annelerin her daim çocuklarının yanında olacaklarına dair kesin inanışımın pembeliğinde yaşadığım günleri özledim.
*Okul yıllarımın uçsuz-bucaksız hayal kurma seanslarını özledim.
*Odam gibi kafamında karışık olmadığı günleri özledim.
Posted in beni kategorize etme || Comments Off